22 12 2014

My Wood Watch by JORD


Hafta içi yoğun çalışan insanlar genelde hafta sonlarını bin bir aktiviteyle doldurup, gezip eğlenerek geçirmek ister. Ancak eğlencenin dozu ve uykusuzluk biraz fazla kaçınca bu sefer de haftaya başlangıç performansınız düşer. Kötü bir Pazartesi ise maalesef kötü geçecek bir haftanın habercisidir. Tüm hafta boyunca uykunuzu alamazsınız, odaklanamazsınız ve veriminiz düşer. Durumu düzeltmenin tek yolu diğer hafta sonu dinlenmektir. Bu yüzden hafta sonları kendime hakim olup bir denge kurmaya çalışıyorum. Cuma ve Cumartesi günleri için yoğun programlar tercih ediyorsam, Pazar öğleden sonrayı mutlaka daha sakin bırakıyorum. Sabah salona gidip yapılan güzel bir egzersiz ve kahvaltının ardından sahin bir köşede kitap okumak, yazıp çizmek, blog için vakit ayırmak beni hem dinlendiriyor, hem de haftaya yarım kalan işlerimi tamamladığım için daha motive başlamamı sağlıyor.

Bu aralar asıl adı "The Fault In Our Stara" olan ve Türkçe'ye "Aynı Yıldızın Altında" olarak çevrilen John Green'in romanını okuyorum. Yorumumu sorarsanız henüz filmini izlemedim, onu çok övüyorlar ancak kitapta beklediğimi bulamadığımı söylemeliyim. Bence Türkçe'ye çevrilirken biraz ruhunu yitirmiş.

Bir de bu postta saatimden bahsetmek istiyorum. Kendisi JORD markasının üretimi olan Wood Watch serisinden. Ahşap olan bu saatler bence oldukça stil sahibi :) Birçok kombine uyum sağlıyor ve bir anda havanızı değiştiriyor. Çok beğendiğim birkaç modeli daha var. Özellikle turkuaz detayı olan çok güzel. Bu saatlere bu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bence erkekler için olan alternatifler kızlarınkinden bile daha güzel. Yılbaşı da yaklaşırken süper hediye alternatifi olabilir.

-Z-












19 12 2014

Bepanthol Cilt Bakım Kremi Deneyimim


Merhaba! Beni instagram’dan takip edenler bilir, Nisan sonu gibi kullanmaya başladığım bir üründen bahsetmiştim. Aradan tam dört ay geçti ve artık bu krem hakkındaki yorumları yazmak için yeterli deneyime sahibim :) Bahsettiğim krem, Bepanthol’ün Cilt Bakım Kremi.. El ve yüz için kullanılabiliyor olması zaten işi baştan ilginç kılıyor. Herhalde hem ele hem yüze uygulanabilen çok nadir ürünlerden.. 

Sadece eczanelerde satılıyor  ve kozmetik bir cilt bakım kremi.. Su bazlı yapısıyla, cildi yağlandırmadan nemlendiriyor ve yumuşak bir kıvamı var. Ayrıca parfümsüz olduğunu eklemeliyim, kremin hiçbir kokusu yok. Cildi yenileyici ve canlandırıcı bir özelliğe sahip.  Bu yönüyle de birçok nemlendirici kremin önüne geçiyor. Paraben ve renklendirici içermemesi ise bonus üzerine bonus oluyor :) Ben dört aydır deneyimleyen biri olarak Bepanthol Cilt Bakım Kremi konusunda bu konuda içinizin rahat olması gerektiğini söyleyebilirim. Bunlar dışında ürünle ilgili detaylı bilgiye 
Kremi az miktarda uygulayıp cilt tarafından emilinceye kadar yayabilirsiniz. Zaten çok kolay emilen ve iz bırakmayan bir yapısı var. Ayrıca günlük kullanım için uygun. Günde bir iki kere kullanabilirsiniz.. 

Aranızda deneyimleyen varsa yorumlarınızı bekliyorum :)

-Z-

8 12 2014

Make Your Gym Colorful!


Bu aralar iş dışında kalan vaktimin çoğunu sporda geçirdiğimi beni Instagram'dan takip edenler çok iyi biliyor :) Günün neredeyse tamamını oturarak geçirdiğiniz bir işiniz varsa ve üzerine gelsin, çikolatalar, gitsin pastalar tadında bir ofiste yaşıyorsanız spor şart! İşe başladığım ilk iki ay neredeyse hiç spor yapmadım ve vücudumdaki değişimi hemen fark ettim! Hem 2,5 kg. aldım hem de fitliğimi kaybettim. Hemen aksiyon alıp spora başladım. Bazen yoğunluktan yine ara verdiğim oluyor ama genel anlamda çok daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim. Bu kadar çok spora gidince bu aktiviteyi daha sempatik hala getirmek için tahmin edersiniz ki cicili bicili renk renk spor kıyafetlerini almadan duramaz oldum. İş yerinde zaten beş gün boyunca kurumsal giyindiğim için kalan vakitlerde içinde en rahat ettiğim spor kıyafetleri tercih ediyorum. Ama konuyla ilgilenmeye başlayınca anladım ki spor kıyafeti denen şey, hele bir de güzel ve işlevselse inanılmaz pahalıymış! :) Ben de uygun fiyatlı alternatif ararken Bonprix'nin bpc bonprix collection'ını keşfettim. Birbirinden güzel basic ürünlerin bulunduğu bu koleksiyon sayesinde ne giysem derdim de son bulmuş oldu. Üzerimde görmüş olduğunuz içi hafif polarlı yumuşacık turkuaz sweat, açık gri tayt ve kırçıllı koyu gri spor sütyen bu koleksiyondan! Hepsinin linklerini aşağıda bulabilirsiniz, fiyatlarını görünce de bana teşekkür edeceksiniz.. Haydi spora! :)

Turkuaz Sweat: Bonprix - Buraya Tıklayın! (Pembesi de çok tatlı!)
Streç Gri Tayt: Bonprix - Buraya Tıklayın! (İkili olarak satılıyor)
















2 12 2014

The Best Winter Moments


Ben daha Sonbahar'a alışamamışken resmi olarak Kış geldi çattı. Ocak doğumlu olsam da soğuk havalarla barışmayı hiç beceremedim. Aslında hiç dersem yalan söylemiş olurum, şöyle bir durup düşündüğümde kışla ilgili hatırladığım iki tane güzel anı geliyor aklıma: Birinde Uludağ'daydım ve ilk defa kayak yapmayı öğreniyordum. Herhalde çok eğlenmiştim ki, "Ya aslında iyi ki var kar filan!" diye bir an düşündüğümü çok ne hatırlıyorum. İkinci anım da 2008'de Kurban Bayramında kuzenimle Prag'a gitmiştik, Aralık sonuydu ve hava buz gibiydi. Öyle ki bembeyaz olan parmaklarımı kaybetmekten bir an ciddi ciddi korktuğumu hatırlıyorum. E bunun nesi güzel diyorsunuz eminim ama kışın Prag çok güzeldi. Tam Christmas öncesi sokaklardaki atmosfer, sıcak şarap kokusu, vitrinlerdeki ışıl ışıl süsler, küçük lokal kahve dükkanları, masal gibi güzel sokakları, kar manzaralarıyla bu şehre aşık olmuştum. Özellikle çok üşümüşken Karlovy Vary'de Baileys'li sıcak çikolata içmiştim. O anı unutmuyorum, o kadar mutlu olmuştum ki içim ısınınca. Birkaç sene sonra yazın tekrar gittim Prag'a.. Sanki bambaşka bir yerdi, kışın sahip olduğu o sakin dokudan eser yoktu. İşte bir de o zaman düşündüm "İyi ki var kış ya dedim, iyi ki Prag'a kışın gelmişiz" :) Aralık'tan dileğim bu kış da bana "İyi ki var kış!" dedirtecek bir - ya da daha fazlasına da hayır demem - anı vermesi! Siz kışı sever misiniz? Favori anlarınızı hatırlıyor musunuz?

Ne giydiğime gelirsek, üzerimde görmüş olduğunuz bordo manto tam bir aşk! Hem yün olduğu için oldukça iyi ısıtıyor hem de kesimi, rengi çok şahane! Fiyatı da çok uygun (45$), ayrıca laciverti ve hardalı da bu linkte var, benden tam not aldı, aşağıdaki linkten kendisine hemen ulaşabilirsiniz. Şalım da kuzenimin doğum günü hediyesi; tanıştırayım, "Bir şal nasıl olur da her şeye yakışır?" sorusunun cevabı oluyor kendisi.. Dikkatli gözlerden kaçmamıştır, eteği daha önce de paylaşmıştım blogda. Hatta "Bu eteği satıyor musunuz?" diye iki farklı kişiden de mail almıştım. Maalesef hala çok seviyorum, henüz satmaya niyetim yok. :) Gömlek Trendyol'un Sateen butiğinden. Bu gömleğin hemen hemen aynısı geçen sezon Mango'da vardı ve indirimde beden bulamayıp alamadım diye çok üzülmüştüm. Şansıma Trendyol'da buldum, hem de 19 TL'ye.. :) O uzun kolye de gömleğin kendi parçası, takılıp çıkarılabiliyor. Yıllarca giyip eskitip, gidip bu sene tekrar aynısını aldığım çizmelerim İnci. Bu ara boynumdan neredeyse hiç çıkarmadığım minik kolyem ise Çanakkale'den küçük bir hatıra, baktıkça orada arkadaşlarımla geçirdiğim muhteşem hafta sonumu hatırlayıp mutlu oluyorum.. Bugün çok konuştum, ben kaçıyorum. Kombinimle ilgili yorumlarınızı bekliyorum, Instagram'a da beklerim bu arada: @zumracelik  Sevgiler :*

Hello babes! Here is a new outfit post. Burgundy is one of my favourite winter colors and this coat is so warm and cozy. If we think about its affordable price (45$) and it's woolen, don't think and just go for it! :) You can also find it in navy blue and mustard color here. And my shawl is an old birthday gift from my cousin. Its colors go with everything, such a wonderful shawl! Totally in love with it. And you know my skirt, I shared it on blog before. Btw, winter is officially arrived Istanbul and of course I'm not ready as always. I can admit that I'm not a winter girl despite I was born in January. If I think about winter, I just remember two good memories: One of them was in Uludag, I was learning to ski, first time! :) And the second one was in Prag. It was too cold and I was having a cup of hot chocolate with Baileys. I wish this winter gives me one more good memory! Of course for you too :) Tell me your favourite winter moments.. And waiting your comments! Don't forget to follow me on Instagram too: @zumracelik Kisses!! :*

Mont/Coat: Click here - Gömlek/Shirt: Sateen/Trendyol - Etek/Skirt: Koton - Çorap/Tights: Penti -  Çanta/Bag: Nine West - Çizme/Boots: Inci - Fular/Shawl: Mango

-Z-








26 11 2014

Last Day Of Summer


Bu havada bu kıyafetlerle içinizi üşütmeye geldim! :) Hatırlarsanız Ekim ayının sonlarında yaz geldi mi gitti mi tartışmalarını yaşarken süper sıcak birkaç gün geçirmiştik. İşte bu fotoğraflar tam o günlerden birinden! Harbiye Cemal Reşit Rey Sergi Salonu'nda 29 Ekim sebebiyle Atatürk ve Cumhuriyet temalı bir resim sergisi vardı. Annemin yaptığı resimler de o sergide sergilenmekteydi, e hal böyle olunca ben de ev sahibi gibi yerimi aldım :) Bu arada bu cumartesi günü (29 Kasım) Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi'nde sevgili annem Candan Uluğ "Gün Işığı" isimli ilk kişisel resim sergisini açıyor. Bizim için gerçekten çok büyük bir heyecan ve tabi ki ben de orada olacağım. Saat 16:00'da açılışımız var, yolu düşen olursa beklerim. Davetiyeyi de postun sonunda bulabilirsiniz. Sevgiler!

-Z-






19 11 2014

Interview: All Loves Lunapark Queen! :)


Merhaba! :) Güzel bir haberle geldim bugün! Bu hafta All.com.tr Blogger köşesinde beni ağırlıyor. Modaya, stile, güzelliğe, blog yazmaya, online alışverişe hatta gardırobuma kadar birçok konuyu konuştuğumuz röportajım yayında! Okumak için buraya tıklıyoruz! :* Desteğiniz için teşekkürler, sevgiler...

Hello! :) My latest interview is up on All.com.tr now! All Magazine asked me some great questions about life, fashion, style, online shopping, blogging and even my wardrobe! :) I answered all of them and it's waiting you now at this link. It's just in Turkish language, sorry for that. But if you want to ask me something, just use the comment form at the end of this post. I'll answer all the questions you left, promise! :) Kisses with lots of love!

-Z-


14 11 2014

Röportaj: Makas Nisantası'ndan Ahmet Çoban!


Son yıllarda adından sıkça bahsettiren, Makas denince ilk akla gelen isim; genç ve yetenekli olmasının yanında mütevazılığı ile de kalpleri fetheden kuaför Ahmet Çoban ile yaptığım keyifli ve samimi röportaj hazır! Ahmet, beni kırmadı ve benim sorularıma hem de sizin Instagramdan sormamı istediğiniz sorulara tek tek yanıt verdi. Aşağıdaki röportaj, kadınların saçlarıyla ilgili en sık yaptığı hatalardan, bu yıl saç trendlerine, Ahmet'in özel hayatına kadar birçok detay içeriyor. Okurken umarım siz de benim kadar keyif alırsınız. Bu arada bununla da kalmadık, üç takipçimize Makas Nişantaşı'ndan renklendirme servisi hediye etmeye karar verdik. Hediye postunu ayrıca hazırlamak istediğim için bu postu sadece röportaja ayırdım, kahvenizi alın, en rahat koltuğunuza yayılın ve tadını çıkarın ;)

Ahmet'ciğim, bu mesleğe ne zaman ve nasıl başladın?
1998 yılında Şişli'de çok değerli bir ustanın yanında yaramaz bir çırak olarak kuaförlük mesleği ile tanıştım. Benim meslekte iyi yerlere gelmem için fazlasıyla gayret göstermiş olan, iyi bir birey olarak da yetişmemde büyük emekleri olan o değerli aileyi çok seviyorum.

İşinin en güzel ve en kötü yanı ne sence?
Her tanıştığım insana minicik bir işlem yapsam dahi ondan dünya kadar yeni bilgi alıyorum. Bu bilgi alışverişi sonucunda işimde ve hayatımda iyi yön verici bir kaptan olabiliyorum. Tanıştığım her insan benden dolayı mutlu da olsa mutsuz da olsa benim için çok değerli. Ve insanların mutsuz gelip mutlu bir şekilde ayrılması beni inanılmaz mutlu ediyor.

Kısa sürede birçok meslektaşının arasından sıyrılarak elde ettiğin başarıyı neye bağlıyorsun?
İşimi odak noktama koymam ve gerçekten severek yaptığım için olabilir. Kısa süredir işletme yapıyor olmam kendi ayaklarım üzerinde duruyor olmak bir çok eksiği de fark etmeme neden oldu. Ziyaretçi analizi yapmak ve onların ihtiyaçları doğrultusunda işler geliştirmeye başladım. Sektör için devrim niteliğinde olan birçok yeniliği uygulamaya soktuğumu düşünüyorum. Artık sadece saç yapan değil görüşlerine güvenilen doğrularına inanılan ve kendini naturel renklendirmeler yaparak ilk defa bir tarz seçen, sağlıklı saçlara bakım yaparak değil işlem yapmayarak kavuşulacağını söyleyen tek kuaför oldum.

Diğer kuaförlere önerilerin var mı?
Kuaförlük sektörü bir süre güzel bir değer kazanmış ve son 10 senedir olduğu yerde sayıyordu ben Ahmet Çoban olarak işimi değerli kılacak her hareketi hayata geçirmek için kılı kırk yarıyorum.meslektaşlarıma tavsiyem ise siz işinizi hafife alırsanız müşterinizde sizi hafife alır. Gerekiyorsa sadece fön çekin ama en doğru bildiğiniz şeyi yapın

Senin sayende popüler olarak sözlüğümüze eklenen bu hizmetleri kısaca açıklayabilir misin?
Ombre, sombre, kirma, pigmentasyon, transparan boya, facelight, brushlights...

Pigmentasyon: Hatalı boyanmış saçları, yanlış yapılmış röfleleri, platine kadar açılmış saçları naturelleştiren renklendirme servisidir. Naturel renginize sarı saçtan geçmek için birebirdir.

Kırma: İlk defa renklendirme ile tanışacak herkesin boya, röfle ,balyaj vb. işlemler yaptırmadan önce mutlaka denemesi gereken, tekrar gerektirmeyen doğala en yakın renklendirme servisidir.

Ombre: Saçlarınızın uç bölgelerine doğru yoğunlaşan güneşle açılmış kadar doğal ve ana renk üzerine 4 tona kadar açma işlemidir (tekrar gerektirmez)

Blond Ombre: Ana renk üzerine ombre gibi doğal bir geçişle 8 tona kadar açma işlemidir(tekrar gerektirmez)

Transparan boya : %20 ye kadar olan beyazlar üzerine uygulanan alternatif boyama tekniğidir.

Brushlight : Özel fırça ile yapılıyor ve renkler kendi içinde farklı yansımalar ve dokular oluşturur.

Facelight : Yüze en yakın bölgeye sıcak renklerle uygulanan boyama tekniğidir. Yüze aydınlık katar ve Kış için idealdir.


Mesleki anlamda kendine koyduğun yeni hedefler var mi? Kendini ilerleyen dönemde nerede hayal ediyorsun? 
Sektöre her anlamda değer katmayı arzulayan ve ziyaretçileri tarafın bir doktor ,bir mimar ve ya bir mühendis gibi ciddiye alınan, danışılan yol gösteren gerçekleri söyleyebilen ve sadece ihtiyaçlarına cevap olmaya çalışan bir karakter olmayı seviyorum.

Takipçilerimden gelen sorulardan birkaçını da sormak istiyorum..
A. Boyasız saça hangi renklendirme işlemleri uygulanabilir, ne tavsiye edersin?
B. Saç dökülmesine karşı önerilerin var mı?
C. Brezilya fönü uygulamasını tavsiye eder misin? 

A. Boyasız saça daha sıcak bir ifade kazandırmak adına kırma, brushlight, facelight önerebilirim.

B. Saç dökülmesine karşı önerim; saçları her gün yıkamak doğru değildir. Saç dökülmesinin en büyük sebeplerinden bir tanesidir. İki günde bir ph 5.5 değerlerinde şampuanla yıkama tercih edilmelidir. Sık yıkamak saçlarınızın yağ dengesini bozar.

C. Brezilya fönü benim için son zamanların en özel kuaför buluşlarından biriydi. Gün geçtikçe aslında bakım yapmak yerine kontrolsüz ve bilinçsiz yapılan her işlemin ardından saçı ağırlaştıran ve saça yüksek ısı sayesinde geri dönüşü zor olan zarar veren bir işlem olduğunu anladım. Artık kullanmayı tercih etmiyorum ve önermiyorum.

Biraz da çalışma şeklinden bahsedelim? Kaç salonu yönetiyorsun? Kaç kisilik ekibin var? Hangi saatler arası hangi salonlarda servis veriyorsun?
Üç salonun işletmecisiyim. 55 kişilik ve hızla büyüyen bir ekibim var. Salonda 09:00-19:30 arası servis veriyorum. Perşembe günleri Etiler şubesi diğer günler Nişantaşı şubesindeyim. Pazar da tatil günüm :)

Sadece senden servis almak isteyen müşterilerin var mı? Nasıl bir tutum izliyorsun?
Sadece benden servis almak isteyen müşterilerim elbette oluyor. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Daha çok ekibimle birlikte koordine olarak tüm işlemler benim kontrolüm altında gerçekleşiyor.

Şampuan ya da bakım kremi konusunda özel önerin var mı?
Kerastase markasını önerebilirim çünkü her saç tipine ve rengine göre ürünleri vardır. Hassaslaşmış saç derisini, deforme olmuş yorgun saçları düzelten, saç dökülmesini önleyip düzenli kullanıldığı takdirde saçları disiplinli bir şekilde yenileyen ürünlere sahip bir marka olduğunu düşünüyorum.

Kadınların saçlarıyla ilgili yaptığı en yaygın hata ne sence?
Yapılan hataların en başında tenine, göz ve kaş rengine uygun olmayan saç renklendirmelerinin tercih edilmesi geliyor. Saçlarda naturel renkler, doğal geçişler her zaman için benim favorim olmuştur.

Temposu yüksek ve fiziken de yorucu bir is yapıyorsun.. Bunun dışında boş vakitlerinde dinlenmek için ya da kendini motive etmek icin yaptığın şeyler var mı?
Beni motive edip enerjimi yükselten bir şey elbette var: Eşim ve oğlum. Ailemle vakit geçirmek beni inanılmaz dinlendirip motive ediyor.

Seni daha yakından tanımak için kısa kısa birkaç soru sormak istiyorum:
En sevdiğin film: Audrey Hepburn'e Geoerge Peppardi'nin eşlik ettiği "Breakfast At Tiffany's"
En sevdiğin kitap: Oğuz Atay'ın aşmış eseri "Tutunamayanlar"
En sevdiğin şarkı: Kulağıma melodisi hoş gelen tüm müzikleri seviyorum sözleri ritmi ne olursa olsun..
En sevdiğin yer: Eşim ve oğlumun yanı :)
Asla vazgeçemeyeceğin 3 şey: Eşim, oğlum ve mesleğim. :)

Bu keyifli röportaj için Ahmet Çoban'a tekrar teşekkürler! :)
Renklendirme servisi hediyemiz için Insagramda @zumracelik ve @makasnisantasi hesaplarını takipte kalmayı unutmayın! :)

Herkese şimdiden güzel hafta sonları!
-Z-

11 11 2014

Hair Color 1st Step: Natural Ombre


Hellooo! :) Nihayet bozuk bilgisayarım tamir oldu ve ben uzun sayılabilecek bir aradan sonra bloguma döndüm! Instagram takipçilerim biliyor, bir süre önce saçlarımın rengini değiştirdim. Son yılların popüler trendi ombreye ben de daha fazla karşı koyamadım ve kendimi Ahmet Çoban ile Makas Nişantaşı'nın güvenilir ellerine teslim ettim. Sonrasında ise Emre Arıcan tatlı dili eşliğinde yeteneğini konuşturdu. 

Biliyorsunuz ki benim saç rengim bakır tonlarındaydı, bu yüzden yine sıcak tonlar üzerinden gitmeye karar verdik. Bir süredir saç diplerimi de bilerek uzatmıştım. Böylece kendi saç rengim ile bir geçiş sağlayarak doğal bir ombre yaptık. Eğer siz de böyle bir uygulama tercih ederseniz aylarca dip boyası vs. gibi bir derdiniz olmaz. Hem de yüzünüze aslında en yakışan rengin doğal saç renginiz olduğunu düşünürseniz yüzünüzü o renk çerçeveleyeceği için doğallıktan da uzaklaşmamış olursunuz, kaş renginizi kırmaya da gerek kalmaz. 

Ancak ben yıllarca dip rengimi açık tonlarda görmeye alıştığım için bu renge alışmam kolay olmadı. Özellikle saçımı topladığım zamanlarda önden simsiyahken arkadan sarışın bir at kuyruğum oluyordu. Bkz. Ombrenin Makus Kaderi :) Bu yüzden içim rahat etmedi ve sonrasında dip rengimi bir iki ton kırdırıp uçlarımı da biraz daha yoğun sarı yaptırdım. Çünkü birkaç yıkama sonrasında yukarıdaki renkler aşağı doğru akıp uçlardaki sarının parlaklığını almaya başladı. Yani saçlarımın istediğim tonu alması tam üç aşamalı oldu. Zemininizde boya varsa, hele bir de kızıl bakır tonlar içeriyorsa işlem biraz meşakkatli olabiliyor. Ancak tüm bunlara rağmen bir kere bile sıkılmadan nazımı çeken Emre Arıcan'a özellikle teşekkür ediyorum. Ve en doğal geçişli saç renklendirmeleri için kendisini şiddetle öneriyorum. Güzel fönüm ise Ömer Ünal'dan :)

Bu arada saç rengimin fotoğraflardaki gibi kızılımsı durmadığını eklemeliyim, güneşin dik açıyla vurmasından mı yoksa makineden mi bilmiyorum fazla sıcak çıkmış renkler.. Aslında bu bir "ne giydim" postuydu ancak önden saç fotoğraflarını yayınlayıp bu konuyu konuşmak istedim, kombinin bütün hali yakında gelecek :)

Saçlarımın son rengi instagramda, @zumracelik olarak takip edip, görebilirsiniz. Siz ne düşünüyorsunuz, beğendiniz mi? Yoksa artık ombreden sıkılmaya başlayanlardan mısınız? :)

-Z-







Link Within

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...