8.09.2012

Viyana - Day 1


Budapeşte'den ayrılıp Viyana'ya doğru yol alırken Slovakya'nın sevimli başkenti Bratislava'ya uğradığımızı bu postta anlatmıştım. Orada geçirdiğimiz şeker tadında birkaç saatin ardından Viyana sınırında meşhur Hundertwasser evlerini görmek için kısa bir mola verdik. Bu evlerin özelliği tasarımlarında hiçbir düz öğeye yer verilmemiş olması ve resimlerde de görüldüğü gibi dış yüzeyinin rengarenk olmasıymış. Tasarımı yapan sanatçı Friedensreich Hundertwasser, 1985 yılında bu apartmanların tasarımı için düzenlenen bir yarışmaya katılıyor ve projesi ön elemeyi bile geçemiyor. Bunun ardından belediye başkanının bulunduğu bir meydanda poposunu açıyor ve "Şimdi çekebildim mi dikkatinizi?!" diyor :) Ve gerçekten amacına ulaşıyor... :) Fotoğraflarla devam edelim... :)

After the Bratislava trip (here), we stopped to see Hundertwasser houses in Wien.. They were like a fairytale or a cartoon :) The architecture of them is Friedensreich Hundertwasser. Friedensreich Hundertwasser started out as a painter. Since the early 1950s, however, he increasingly became focused on architecture, writing and reading in public manifestos and controversial essays (e.g. 1958 a ‘Mouldiness Manifesto.’ advocating natural forms of decay) In 1972, he had his first architectural models made for the TV-show ‘Wünsch dir was', in order to demonstrate his ideas on forested roofs, "tree tenants" and the "window right" of every tenant to embellish the facade around his windows. In these models Hundertwasser also developed new architectural shapes, such as the "eye-slit" house and the "high-rise meadow house. Btw, it was very great place but I was so tired. Finally we went to hotel (Trend Hotel Savoyen) and it was so cool :) But after 15 min. at hotel we were at Vienna central and had a look there.. But we had just 2 hours there and we went back to hotel to prepare Grinzing Night to eat delicious Vienna Schnitzels :) I'll tell them in the next post! Kissess!! :)


Bratislava'da bulunan Ftv'nin Fashioncafé & Bar & Lounge binasını önceki postta göstermeyi unutmuştum, onu da buraya ekledim :) Keşke Türkiye'de de olsa!


Gördüğünüz gibi Avusturyalı sanatçı Hundertwasser tarafından tasarlanan mahallede yollar, hatta köprüler bile eğri büğrü.. Bir tane düz detay yok cidden :) Her yer çizgifilmlerden fırlamış gibi :) Bu arada bu binaların içinde hala insanlar yaşıyor ve yumuşak malzemeden yapıldığı için sürekli bir restorasyon halinde.. En çok turist çeken mekanlardan olduğunu da söylemeden geçmeyelim.. 


Bu da binanın yan cepheden görünüşü.. Sevimli havuzuyla, rengarenk balkonlarıyla, yersiz ve sevimli desenleriyle çok çok tatlı :) Çok isterdim böyle bir apartmanda yaşamayı doğrusu..


Turistlere yönelik olarak buraların mimarilerini içeren renkli takvimler ajandalar deli gibi satılıyor :) Hatta takvimin üzerindeki fotoğrafa dikkat ederseniz, binanın teras kısmında da çok ilginç bir detay fark edeceksiniz. 250 adet ağaçla yeşillendirilen teraslar büyük bir bahçeyi andırıyor.. 


Bu kadar çok turist çeken bir mahallenin hediyelik eşyalar satan bir çarşısı olmazsa olmaz :) Burada ilginç mermer toplar, Viyana motifleri içeren kupalar, çeşitli anahtarlıklar, cam küpler, mozaikler vs. bulmak mümkün :)


Üst kattan soldaki iki fincanı hediye olarak alıp yanımda getirdim :)



Geldik bir diğer bombaya :) Bahsettiğim çarşı Hundertwasser evlerinin tam karşısında yer alıyor ve çarşının tuvaleti de Hundertwasser tarafından tasarlanmış ve "Toilet of Modern Art Vienna" olarak adlandırılmış :) Kapılardaki renklere, sanata dikkat :)


Aynı detaylar tuvalet aynalarında da kullanılmış. Dikkat ederseniz duvardaki mermerlerin dizilişi bile düz değil :)


Avusturya'da en çok dikkatimi çeken detaylardan biri de yukarıda gördüğünüz çanta ve üzerindeki baskıydı. "No Kangaroos in Austria" :) İsim benzerliğinden dolayı Avustralya ile çokça karıştırıldığından olsa gerek, herkes Avusturya'yı kanguru cenneti sanıyormuş :) Bu imajı yok etmek için de şapkasından, çantasına, şemsiyesinden kitabına her yere basmışlar bunu :) Bence oldukça esprili ve imalı :)


Mozaikten yapılmış çeşitli hayvan bibloları oldukça sevimliydi :)


Bratislava'dan sonra otele uğramadan Hundertwasser evlerine geldiğimiz için üzerimde aynı giysiler var :) Burası da tuvalete inen merdivenler.. :) Onlar da yamuk yumuk ve sevimli :)


Veeee nihayet otel odası!! :) Viyana'da konakladığımız Trend Hotel Savoyen 4 yıldız kategorisinde olmasına rağmen kaldığımız en güzel en lüks oteldi. Ayrıca Viyana'nın merkezine de çok yakındı, taksiyle 5 Euro'ya gidebiliyorsunuz.. Bir daha Viyana'ya gidersem diye notumu aldım hemen :) Neyse, otelde toplam 15 dk.'mız vardı ve ne bulduysam o yorgunlukla üzerime geçirip hemen Viyana'nın merkezine fırladım...


Viyana denince akla kuşkusuz ilk olarak klasik müzik ve sanat geliyor.. Dünyada sanata bu kadar değer verilen, her şeyin bu kadar ince ince işlendiği, ruhu okşayan başka bir şehir daha zor bulunurmuş. Opera binaları, tiyatro ve sinema binaları, saraylar vs. o kadar göz kamaştırıcıydı ki, hayran kaldımmm!


Opera binalarının girişlerinde Mozart kılığında elemanlar opera bileti satıyorlar. Hem de aynı bizde ki "İngilizce kursuna gitmek ister misiniz?" taktiğiyle.. :) En son bir tanesi kuzenimle beni kolumuzdan çevirip, "Kızlar akşam birlikte operaya gidelim mi?" dedi.. Tam "Yok, teşekkürler ama sizinle bir fotoğraf çektirebiliriz" derken, "Bir fotoğraf = İki öpücük" cevabını aldık. "Heheh güzel şakaydı, haydi şimdi çekilelim" derken, bunun bir şaka olmadığını net olarak anlayınca tabanları yağladık :)))


En sanatsal Starbucks seçiyorum! :) Burası Viyana'nın en meşhur caddelerinden birinin girişi.. Ben diyeyim Taksim İstiklal Caddesi, siz deyin Nişantaşı.. Tam ikisinin arasında ama inanılmaz nezih, elit bir yer.. Gerçi bu söylediklerim bütün Viyana için geçerli.


Viyana'yı bu gün içerisinde çok fazla gezme şansımız olmadı çünkü 2 saat içerisinde tekrar otelde olup Grinzing Meyhaneleri turu için hazırlanmak zorundaydık :) Gördüğünüz üzere bu tarz turlarda 5 dk. boş vaktiniz varsa şanslısınız demektir, sürekli koşuşturmaca.. Her saniye kıymetli :)


Dünyadaki en meşhur Swarovski mağazaları Viyana ve Prag'da.. Yukarıda gördüğünüz Swarovski kristali de kocaman ve göz alıcı bir parçaydı ve mağazanın giriş kısmında sergilenerek "Waooowww"ları topluyordu :)


Swarovski mağazasından selamlıyorum sizi :) Bu postta çok fazla yokum çünkü günün en bitik zamanını yaşıyorum tahmin edebileceğiniz gibi :) Ancak buradan sonra gittiğimiz Grinzing Meyhaneleri turu bir sonraki post olarak blogda yayınlanacak ve oradan size bol bol gülümseyeceğim :)


Bu gördüğünüz insanların bir çoğu turist.. Çünkü Viyana'nın yerlileri o kadar şık ve lüks giyiniyorlar ki, hepsine arkanızı dönüp bir kez daha bakma isteği duyuyorsunuz :) Ve o kadar güzeller ki... :) Neyse, yukarıda gördüğünüz yaya yolunda trafik lambasının bulunmadığını, çünkü adı üstünde burası yaya yolu olduğu için yolda insan yürüyünce arabaların kendiliğinden durduğunu hatırlatırım :) Grinzing Meyhaneleri'nde ev yapımı şaraplar ve nefis Viyana Şinitzeli ile birlikte görüşmek üzere sevgiler!! :)

3 yorum:

  1. böyle gezi yazılarını daha çok seviyorum ben çünkü çok gerçekçi:D:D:D

    semforever-semforever.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürlerrr :) Devamı gelecek!!

      Sil
  2. Ahh sonunda gelebildim bu guzel posta.. Ne guzel bir mahalleymis, cok neseli.. kendimi Dali'ye bakarmis gibi hissettim bi an.. Hundertwasser biraz esinlenmis olabilir mi acaba ? :) ama ne olursa olsun mantigi sahane.. turistleri cekecek en onemli yapilarindan biri olmali.. Alper'le bi kacamak yapip klasik muzik konserlerinde huzur bulup, cikista sokaklarda dans etmeyi ve geceyi Viyana'nin meshur pastanelerinde tatli yiyerek tamamlamayi cok istiyorum.. hatta suan daha da cok ! Planlarim, yapacaklarim hazir ama bi elim erip biletimi kestirmiyorum hep erteliyorum.. :( Bu post serisi beni ateslesin insalllah :)

    YanıtlaSil

I love your comments! :)

Link Within

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...