30.04.2012

STYLE: Blair Eadie from Atlantic-Pasific


Eğer moda konusunda ilham alacaksam başvuracağım ilk adreslerden biri Atlantic-Pasific olur. Kendisi benim için moda bloggerları arasında bir tane olan Blair Eadie için herşey San Francisco'ya taşınmakla başlamış. San Francisco'dan aldığı ilham ile stilinde köklü bir değişiklik yapmış ve bugünkü mükemmelliğe ulaşmış :) Kendisi aslında bir merchandiser, yani mağaza ve perakende işinde çalışıyor, ürünlerin sunumları ile ilgileniyor. Türkiyede merchandiser kavramı çok dar anlaşılsa da yurtdışında oldukça geniş ve değerli bir kavram :) Bazı insanlar gerçekten doğuştan yetenekli oluyor, gerek zevkleri gerek minyon vücudu ve kusursuz kemik yapısı ile ne giyse kendine yakıştırmayı başarıyor :) Sizin için Blair'in ya da blogunda kendine hitap ettiği şekilde Bee'nin stilini mercek altına alalım :)

Öncelikle Bee'nin stilinde birkaç önemli detay var. Bunlar: Çizgiler, puantiyeler, parlak renkler, toprak tonları, kat kat giyme sanatı, aksesuar kullanımı, güneş gözlükleri... Bunlar O'nun stilinde olmazsa olmazlar :) Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi siyah beyaz nötr bir elbiseyi canlı turuncu ceket ve ayakkabılarla kombinlemiş ve şık-klasik renk ve modelde Coach çanta kullanarak outfiti tamamlamış..


Desenleri birbiriyle karıştırmak ve kat kat giyinmek gerçekten Bee'nin uzmanlık alanı.. Leopar ve çizgiliyi kombinlemiş.. Üzerine toprak tonlarında parka benzeri bir ceket giymiş. Bu tarz belki 10 15 ceketi var Bee'nin.. Ama bu outfiti farklılaştırmak için kırmızı gömlek ve kemer eklemiş ve böylece farklı olmayı başarmış :) Topuzu, güneş gözlükleri ve sayılması zor bilezikleri yine yerli yerinde :)


Bee gibi giyinmek istiyorsanız, ilk yapmanız gereken şey tüm renklerle barışmak :) Narenciye sarısının puantiyeli kullanımı.. Üstüne de gri mavi bir gömlek ve nötr tonlarda triko tercih etmiş. Ayakkabılar ise geçtiğimiz kış ben dahil neredeyse tüm bloggerlarda gördüğünüz Zara modeli :) Açıkçası bu ayakkabıyı alırken benim için en büyük motivasyon Bee oldu, çünkü ben diyeyim 10 siz diyin 20 outfitle o kadar güzel kombinledi ki, almamak saçma olurdu :))


Yukarıdaki outfitten kırmızı eldivenleri ve kırmızı Celine çantayı çıkarttığınızda, kimse ne güzel bir outfit demez, ancak Bee yine fark yaratmış :) Bee'nin favori markaları, çantada Coach ve Celine.. Giyimde ise JC Crew, Zara, GAP, Tibi, H&M sık sık tercih ettiği markalar..


Evet çok güzel giyiniyor ama o kadar kusursuz bir kemik yapısına ve hatlara sahip ki, giydiği hiçbir şey üzerinde emanet durmuyor :) Bee ile ilgili en sevdiğim şeylerden biri de, aynı parçaları hem sıkılmadan hem de bizi sıkmadan 10 15 kez bile kullanabiliyor :) Özellikle ayakkabı ve çanta konusunda az olsun öz olsun diye düşünüyor, seçimlerini de her kombine rahatlıkla uydurabiliyor. Yukarıdaki Celine çantayı neredeyse tüm postlarda görmek mümkün..


Bee'yi Bee yapan en önemli noktalardan biri aksesuarları.. "More is more" trendini benimseyen Bee'nin elleri kolları her daim dolu, ama zarif seçimleri ile hiçbir zaman takmış takıştırmış bir çingene izlenimi uyandırmıyor. Spor bir sweatshirtü bile kollarındaki altın renkli bilekliklerle harika bir biçimde tamamlayabiliyor. Çanta ve ayakkabı konusundaki seçiciliği bileklik ve yüzüklerinde de gösteriyor. İşaret parmağındaki bu yüzüğü birçok outfitinde görebilirisiniz, keza bilekliklerini de öyle :)


Bee'nin en sevdiğim outfitlerinden biri :) Kat kat giyinmeyi sanat haline getirmiş, renk uyumuna bakar mısınız :) 


Biri leoparı, çizgileri, incileri, kot gömleği, bir de üzerine kırmızı çantayı bir arada kullanmak zorundasın dese, aklıma Banu Alkan gelir, kokoş ne yapacağını şaşırmış yaşlı teyzeler gelir ağlamaya başlarım :) Ama Bee imkansızı başarıyor :) Bazen merak ediyorum, acaba aynısını ben giysem bende de böyle durur mu?


Boyfriend jeani de bana sevdiren yine Bee'dir. :) Renk seçimlerine bakar mısınız? O bir exper, o bir dahi :)


Bu kombindeki ayakkabı da oldukça sık kullandığı bir ayakkabı.. O kadar farklı şekillerde kombinleyebiliyor ki, bulsam aynısını alırım :) Pastel renklerin doğru kullanımı da budur bu arada :) Celine çanta, bilezikler, güneş gözüklüğü! Herkes buradaysa yoklama tamam, incelemeye devam :)


Yukarıda bahsettiğim gibi yine toprak tonlarında parkalarından birini giymiş. Aslında böyle nötr renklerle, eteğindeki, babetinin ucundaki pop potlayan neon renkleri dengeliyor ve kusursuz bir stil yaratıyor.


Kırmızı Hunter çizmeleri de yine birçok outfitinin olmazsa olmazı.. Haki tonlarındaki trençkotu ile kırmızı elbisesini tamamlamış.. Blogunu incelediğinizde bu kemeri ve inci kolyesini de ne kadar sık kullandığını göreceksiniz. Ama o kadar doğru kullanıyor ki, kimsenin gözüne batmıyor.. Bu arada Bee'nin bu parka türü ceketlerinin ve trençkotlarının çoğunun adresi GAP..


Ayakkabı, çanta ve kolyeyi yukarıdaki fotoğraflardan tanıyoruz fark ettiyseniz.. Zara elbisesini etek olarak kullanmış, bu elbise ile de 5'e yakın postu var, yani bir giydiğini köşeye atıp bir daha giymemezlik yapmıyor, tebrik etmek gerek :) Aynı gömleğin farklı desenlerini üst üste düğümleyerek giymiş ve yine kendine has bir stil yaratmış..


Bu sefer neonları siyahla nötrilize etmiş, stiline karakter katmak içinse, topuzunu ve kurdelesini ihmal etmemiş :) 


Bee'nin geçen yılki kombinlerinden, kışın gördüğünüz gibi neon kullanmadığı zamanlar da oluyor :) Boynundaki zincir kolye de gardırobunun favori parçalarından..


Yine parlak maviyi, camel tonlarıyla sakinleştirmiş, bileğindeki turuncu bileziğe dikkat :)


Dikkat ettiyseniz bu kombinde, şort ve fular hariç bütün parçalar tanıdık :) Yani stiline karakteri bazı basic parçalar ile katıyor, farklılaştırmak için ise bir iki parça yetiyor..


Yine ipek ve leoparın müthiş kullanımı :) Üzerindeki leopar etol geçen sezon H&M.. Bu arada Bee'nin takılarının bazıları GAP.. Ve maalesef Türkiye'deki GAP'lerde takı satışı yok :(


Eveeet, biz kızlar birini çok seversek her şeyini merak eder, hakkında ne varsa öğrenmek isteriz :) Ben  de sizin için kızcağızın blogunu didik didik ettim ve bakın ne öğrendim. Blogundaki bu güzel fotoğrafları çeken kişi Blair'in erkek arkadaşı, yukarıdaki ve hemen aşağıdaki fotoğrafı da kendisi erkek arkadaşının doğumgününü kutlamak için blogunda paylaşmış... Biraz da magazin yönü olsun postun :p Enişte, güzel fotoğraf çekiyormuş :)



Son olarak Bee blogunda aksesuar kullanımı ile ilgili 5 temel prensibini saymış, gerçekten önemli detaylar.. Ayrıca Bee blogunda hemen hemen hiç yazı yazmıyor, toplam 3-5 yazısından biridir herhalde bu :) Şöyle demiş:


1.Aksesuarların her zaman bir kıyafeti tamamlaması ya da güzelleştirmesi gerekmez, genelde aksesuarlar kıyafetin kendisini oluşturur.
2.Orantı ve büyüklüklerle oynayın - gösterişli ve büyük bir kolye ile küçük ve narin kolyeleri karışık kullanın, ya da kalın bir bilezik ile ince zarif olanları kombinleyerek derinlik yaratın.
3. Dolabınızda gerçekten güzel bir koleksiyon yaratmak için, güzel parçaları biriktirin, sadece ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz şeyleri almayın. Ayrıca unutmayın ki, aksesuarlar düşündüğünüzden çok daha yetenekli ve işlevseldir - mesela favori broşunuz bir anda favori kolyenize dönüşebilir, ya da favori kolyeniz yeni bileziğinize dönüşebilir.
4.Klasiklere yatırım yapın. Eğer her zaman en son moda olan trendleri uygulayanlardansanız, birkaç anahtar parça seçip, klasik aksesuarlara yatırım yapın. Bu tarz parçalar, dolabınızdan yaratabileceğiniz bir çok kombine eşlik edebilir.
5.Unutmayın ki, bunlar benim kurallarım.. Yani keyfinize bakın ve kendi harika kombinlerinizi yaratın...

Umarım Blair Eadie'nin stilini beğenmişsinizdir ve sizin için de faydalı bir yazı olmuştur. Blair'in blogu Atlantic-Pasific'e buradan, twitter hesabına buradan ve pinterest hesabına da buradan ulaşabilirsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum!! :))


If I need inspiration about fashion I immediately go to Atlantic Pasific.. :) It's my favourite fashion blog. The owner of she is Blair Eadie.. She is a real talent, she lives in San Francisco and she is a merchandiser. If you want to wear like her, you should like all neon colours :) She use them with natural coloured jackets and parkas, so she can usually make neuter them.. Her perfect hair buns, sunglasses, stripes, dots, layering and accessories are mest for her style.. You can see same bags and shoes in some posts, she can easily combine them with everything and you don't feel bad about it because she is an expert, a master :)) She has an incredible fashion and style sense, her perfect body and bones help her so much too :) I analysed all photos above in Turkish, if you want to read them you can use google translate button on right side of my blog. After all, all we girls wonder about somebody if we love so much :) So, the talented person who takes her photo is her boyfriend, you can see his photos above too.. He is really talented too :) What a nice couple! <33 For last, there is something too.. If you follow her, you know that she doesn't write so much, so when I look her blog I found something which she told the rules to use accosories... She says:

1. Accessories don’t always have to complete or compliment the outfit, they can often be the outfit.
2. Play with proportions- mix a statement necklace with multiple delicate necklaces or one large, chunky bangle with a handful of thin ones to create depth.
3. To build a collection that is well rounded, accumulate pieces, don’t simply buy out of need. Also remember that accessories can be more versatile than you think- your favorite brooch may become your favorite necklace or your staple necklace could become your new accent bracelet.
4. Invest in the classics. Even if you are an of-the-moment trend dresser, invest in a few key accessories that can be the base to many looks in your closet.
5. Remember these are my rules…so have fun and create your own fabulous set.


I hope you liked this post :) If you wanna learn more about Bee, follow her blog from here, her twitter account is here, and her pinterest account is here too.. Waiting your comments!!! :)

29.04.2012

Give Me A Five! ;)


İşte geçen yoğun bir haftanın ardından "Çak Bi Beşlik" postuyla bu hafta kendimi nasıl şımarttığımı hatırlamanın vakti geldi :) Havalar artık baya ısındı ama ben hala kışlıkları kaldırmaya fırsat bulamadım. Gardırobum karman çorman.. :/ Hal böyle olunca bari en sık kullandığım rafı biraz düzene sokayım dedim, ama en toplu hali bile dağınık görünüyor.. Çevremdeki bazı insanlara çok özeniyorum, kutu gibi böyle sabah 10'da yeni açılmış mağaza gibi dolapları var :) Keşke benimki de öyle olsa...


Favori kafelerimden biri olan San Marco's Cafe'nin Pizza Veneziana'sı... Gerçekten çok güzel pizza yapıyorlar, ilgilenenlere duyrulur :)


Cumartesi akşamı Taksim İstiklal Caddesi panayır alanı gibi oluyor :) Yine pandomim yapan bir sokak sanatçısı, çok sevimliydi :)


Korkmayın korkmayın bu kaaapkalın kitap sadece Küçük Prens'i anlatmıyor :) İçinde aklınıza gelebilecek çocukluğumuzun bütün masalları İngilizce olarak yer alıyor.. Kapağı tasarımı dokusu rengi o kadar harikaydı ki, hem güzel bir yatırım hem de süper bir dekorasyon parçası bence :) Fiyatı 35 TL... Ama o fiyat etiketi oraya mı yapıştırılır yaaa :)


Son olarak da size bir festival haberi vermek istiyorum.. Havaların ısınmasıyla şenlikler festivaller başladı artık :) Beringer'in bu yıl 3.sü düzenlenen White Zinfandel Festivali 25 Mayıs-3 Haziran arasında tam 10 gün sürecekmiş ve festival boyunca İstinye Park Armani Cafe, Taksim Good Mood, Nişantaşı Juno ve Delicatessen veee tüm Kırıntı şubelerinde bu şarapların kadehi 12 TL'den servis edilecekmiş. Ayrıca yeni çıkan çilek aromalı pembe şarap hem kokusuyla hem hafif içimiyle müthiş diyorlar :) Yaklaşık iki hafta sonra, Beringer ile bloggerlara özel çiçek şarapları için bir tadım günü olacak, artık orada çileklinin de tadına bakarım sizin için :) Bu arada deneyen olursa bana da haber versin..

Here are the five things made me happy in this week :) So let's "Give Me A Five!" :)

1st Photo: I still couldn't seperate my winter clothes from summer clothes.. So my wardrobe is a mess.. But I  tidied the board which I usually use.. But it still doesn't look so tidy :/ I really jelous of some people who has a tidy wardrobe like a shopping store :)

2nd Photo: I ate Pizza Veneziana in one of my fave cafes.. San Marco's Cafe is a really nice Italian cafe and they make great pizzas!! Yummy! :)

3rd Photo: In Taksim Beyoglu, you always see street artist and this one was making pandomime and he was sweet :)

4th Photo: I found a book about The Little Prince but it has lots of story of my childhood in it! I loved the cover and the colour of book.. I think it is great to have it, because it is also super for decoration :)

5th Photo: With warm weather, festivals have officially started, after Coachella :) And Beringer has a wine festival, so you can drink new strawbery velvety pink wines in some specific spots for a very cheap price! If you are in İstanbul between 25th of May and 3rd of June, don't miss it! I will be participate in a launch of Beringer two weeks later, I'll try there strawberry one for you :) 



26.04.2012

Costume Spot: Mirror Mirror


  • Geçen hafta Mirror Mirror'ı yani Türkçe'ye rezil şekilde çevrilen adıyla "Pamuk Prenses'in Maceraları"nı izledim. Beni filme çeken en önemli sebep tabii ki Julia Roberts'dı. 
  • Pamuk Prenses'i oynayan Lily Collins, google aramalarında felaket yaratmasa da ne yazık ki filmde yaratmıştı. Koyu renk saç ve kalın KAŞ hiç mi hiç yakışmamış, yüzyıllardır kafalara yer etmiş, Shirli Ayna'nın bile objektif biçimde "Dünyanın Yaşayan En Güzel Kadını" olarak nitelediği güzellik kavramına oldukça ters düşmüştü. Julia 90 yaşında bile olsa O'ndan daha iyi görünecekti, o kesin.. 
  • Konu, bildiğimiz klasik "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" hikayesinden bir hayli uzak, içinde yeni sürrealiteler barındıran, yer yer filmin kendisiyle dalga geçtiği, böyle de bir garip mizah oluşturan yapıya sahipti. Prens rolündeki Armie Hammer ve kötü kraliçe Julia Roberts sayesinde film aktı gitti o ayrı :) Tarihe, Hugo'daki Cadı Sila'dan sonra, ilk kötü ve güzel kadın olarak damgasını vurdu bence Julia :) Hatta kötü kalpli kraliçe ile yakışıklı  prensin kavuşmasını istedim desem abartmış olmam :) 
  • Pamuk Prenses o kadar saf (kötü anlamda!) ve iticiydi ki, ona acımaya pek fırsat bulamadım.. Cücelerin modern teknolojinin nimetlerinden faydalanıp boylarını uzatmaları ve filmin Bollywood dans ve müzikleriyle bitmesi akılda kalan diğer detaylar... 
  • Gelelim bu postu yazmama asıl sebep olan konuya.. Kostümler :) Gerçekten o kadar şahanelerdi ki, sırf bu yüzden (tamam biraz da prens için) tekrar izleyebilirim. 
  • Filmin kostüm tasarımcısı Eiko Ishioka, geçtiğimiz Ocak Ayı'nda 73 yaşında Tokyo'da vefat etmiş malesef.. Bu proje de onun son projesiymiş haliyle.. Bu yüzden kostümler beni daha çok etkiledi. 
  • Filmin kostümleri için Swarovski ile işbirliği yapılmış. Kraliçe için hazırlanan el yapımı üç adet kostüm için 100.000 den fazla ve 20 farklı renkte Swarovski kristali kullanılmış. Bu şanslı üç kostüm ise aşağıdaki fotoğraflarda gördüğünüz: Altın tonlarındaki balo kostümü, kan kırmızı parti kostümü ve gelinlik... :) 
  • Çok konuştum, artık sizi görsel ziyafetle baş başa bırakıyorum. Hadi yine iyisiniz, prens rolündeki Armie Hammer için bir fotoğraf da ekstradan koydum, O da benden olsun ;))



Film boyunca, kraliçemizin terslikleri, huysuzlukları bitmek bilmedi... İnsan Julia Roberts gibi bir gülüşe sahip olunca, sinsi sinsi bile gülse hayranlık uyandırıyor. Pamuk Prenses'in O'nun sözünden çıkamamasının en önemli sebebi bu bence :)


Pamuk'un filmdeki en başarılı elbiselerinden biri.. Maalesef Pamuk, kraliçe tarafından itilip kakıldığından, partilere dahil edilmediğinden pek güzel giyinemiyor.. Zaten filmin başında kraliçe açık konuşup "Bu sefer, bu benim masalım, O'nun değil!" diyordu :)


En unutulmaz sahnelerden biri kuşkusuz Pamuk'un gizlice sızdığı balo sahneleriydi. Eiko Ishioka işte bu sahnelerde gerçekten sanatını konuşturmuş. Kuğulardan, zürafalardan hatta su aygırlarından esinlendiği beyaz, krem, uçuk pembe kostümler müthişti... Prens hangi hayvan kostümünü giymiş işte onu çözemedim :))


Kraliçenin prensi sihirle etki altına alıp, kendisiyle evlenmeye ikna ettiği sahnelerden... Buradaki olay gelinlik tabii ki :)


Pamuk yeterince "Pamuk" olmasa da en azından yüzyıllardır alışılagelen klasik mavi Pamuk Prenses elbisesine saygı duyulmuş ki, bu kostüm hazırlanmış :)


Kraliçenin düğününe katılan ahali de en az kraliçe kadar çıldırmıştı. Anlayacağınız bu sefer Pamuk Prenses masalının içine biraz Alice Harikalar Diyarında kaçmıştı :)


Pamuk için çok laf söyledim biliyorum ama bu sarı pelerinin hakkını vermek gerek, yerlere kadar uzanan bu pelerin çok güzeldi.. Kaşa bak yaaa... :/ Üzgünüm Pamuk ama bu kadar doğal kaş ancak Beren Saat'e yakışır... Bıyıkları da mı var???


Kraliçe'nin tahtına kurulduğu, parmağını şıklatıp kelle uçurduğu anlardan...


Prensin özel durumunun yapımcılar da farkında ki, Pamuk'tan bile afilli bir poster hazırlamışlar kendisi için. Filmin içinde yaklaşık 3 kez, cücelerin saldırısına uğrayan Prens, donuna kadar gasp ediliyordu. Evet 3 kez çıplak kalan bir prens... :) Eh, yönetmeni de tebrik etmek gerek, malzemeyi iyi kullanmış, hem kraliçeye hem izleyiciye görsel şölen yaşatmış :) İddia ediyorum, senaryo sadece bu çocukcağızı soymak için bile bu hale getirilmiş olabilir! Yazık mı? Hayır :)


Bir fotoğraf da benden olsun, gününüz Armie Hammer tadında olsun, güzel geçsin diye :) Hatta bir Julia gülsün, bir Armie gülsün, bir de siz gülün diye :)) 
Evet, favori kostümünüz hangisi? Yorumları bekliyorummm :)


Last week I had chance to watch "Mirror Mirror" movie.. It was quite different from the real story. It was more surrealistic and modern.. The main thing to make me go the movie was of course Julia Roberts.. She is so beautiful! But I didn't like Lily Collins as snow white.. You can find her beautiful photos in google searches, but in movie she was terrible.. Dark hair and dark&thick eyebrows were terrific! I remember that the mirror says "the most beautiful woman in world is snow white" But she wasn't... Ok, our main subject is costumes.. Costumes were really amazing.. They made a collaboration with Swarovski for this movie and the dresses were designed by Eiko Ishioka.. Unfortunately she died in last January and this was her final project.. So it's more meanful to me.. She made a real art in this movie.. There were 20 different coloured over 100.000 Swarovski crystals... They were for gold dress, red dress and evil queen's wedding dress as you see above.. Oh, and I have to say that the final with Bollywood music and dance was not funny, I didn't like it.. But I like the prince Alcott :) Armie Hammer acted the prince in movie and he was incredibly handsome.. I thought he will look great with evil queen instead of Snow white.. Yes, I'm more evil than evil queen :)) I hope you'll like these photos... Which costume is your fave one? Waiting your comments!!

25.04.2012

At ve Binicilik Fuarı / Horse and Equestrian Fair


Geçtiğimiz hafta sonu CNR'daki At ve Binicilik Fuarı'na konuk oldum. Benim gibi hayvansever biri için inanılmaz bir deneyim oldu :) Atlar gerçekten çok tatlı hayvanlar, onlara dokunmak, beslemek çok keyifliydi. İlk defa geçtiğimiz yaz ata binmiş ve çok keyif almıştım, hatırlarsanız burada anlatmıştım :) Aklımda kalan detaylar hakkında kolajlar yaptım, eminim siz de postun sonuna geldiğinizde gitmiş kadar olacaksınız :)

Last weekend I was guest of Horse and Equestrian Fair. Because of I love all animals, it was incredible experience for me. :) The horses were so sweet, touching and petting them, feeding them were so nice.. If you remember, I had made a post about my first horse riding here. :) I made some collages to tell details from there.. I'm sure you'll feel like you have been there :)


Fuarda gerçekten at ve ata özgü her şeyi görmek mümkündü. Beslenmeden tımara, semere, nallara ne ararsanız çeşit çeşit vardı :) Minik Pony'ler de vardı ve tabii ki çocukların gözdesiydi..

You can find all things about horses there.. From feeding to grooming, pack saddles, horseshoes.. :) And all kids were waiting to ride these cute ponnies..


Oraya kadar gidip de eli boş dönmek olmaz diyenler için, çeşit çeşit takılar, küpeler, bileklikler, rozetler hatta kullanılmış naldan yapılmış nazar boncuklu süsler bile vardı :) Bizim insanımız sever her gittiği yerden ufak da olsa bir hatıra almayı :) Bu yüzden güzel düşünülmüş bence.. Tabii benim favori hediye seçeneğim, inanılmaz stylish binici eldivenleriydi :)

If you wanna buy some souvenirs from there to have a little memory, there were lots of options. Bracelets, earrings, badges, horseshoes with devil eye :) But my faves are gloves, of course.. Aren't they so stylish?


Atla ilgili her şey derken abartmadım :) At temalı resim ve fotoğraf çalışmaları da ziyaretçilerin beğenisine sunulmuştu. En üst sağdaki fotoğraf bir yarışmada birincilik ödülü kazanırken, onun hemen altındaki fotoğraf ikinci olmuş..

When I said there were everyhing about horses, I really mean it! :) There were also horse photography and paintings about them.. The photo (right side of top) won 1st in a photography competition and under of it won 2nd degree..


Fuarla ilgili benim için en güzel sürpriz Tuba Benian standını görmek oldu :) Istanbul Fashion Week Karma Defilede yer almıştı Tuba Benian hatırlarsanız.. Açıkçası onca isim arasında en çok beğenimi kazanan aklımda kalan birkaç tasarımdan birine sahipti.. İlgimi çektiği için hakkında bir araştırma yapmış ve binici kıyafetleri tasarladığını da okumuştum ama binicilik fuarında karşılaşmayı beklemiyordum :) Harika bir binici kıyafeti koleksiyonu hazırlamış doğrusu.. Tatlı bir sohbetin ardından Didem Soydan'a da selam etmeden geçmedim :)

The best thing about this fair, I found a Turkish fashion designer's stand there! Tuba Benian was one of the most successful name in İstanbul Fashion Week. She is also designing clothes for equitation and they were really great.. It was also nice to Didem Soydan's photos there.. She was one of the best models in İstanbul Fashion Week too :)


Yukarıda görmüş olduğunuz fıstıktı fındıktı macundu cevizdi iştahınızı açmış olabilir. Ama yanılgıya düşmeyin :) Kocaman bir stand Hintliler tarafından kiralanmıştı. Tam olarak ne satıyorlar ne alıyorlar ne yapıyorlar anlayamadım ama yöresel kıyafetli kızlar, geleneksel desenli semerler, o yukarıdaki atın arkasındaki fotoğrafta dört nala gelen Hint prensi ilgi çekiciydi :) Kritik noktaya geliyorum. Sağ altta gördüğünüz şeyleri, "Sweet sweet halva halvaaa!" diye elimize tutuşturdular, "Aaa Hint helvası yiyelim bari" diye de saflık etmiş bulunduk, hayatımda yediğim en en en kötü şeydi. O tadı tarif etmek isterdim ama burası yeri değil :) Fuarın geri kalanı ağzımdan gitmeyen o tatla biraz anlamını kaybetti haliyle.. Tadı kaçtı :)) Tabii ne yapıyoruz, bunları böyle çevirmiyoruz aşağıda, ne'me lazım Hintli düşman eksik olsun :)) - Umarım, çeviri niye bu kadar kısa diye kıllanıp, uğraşıp translate etmezler :))

There were also a stand belongs to Indıan people and it was nice to explore their traditional things :) Like Halva :)) They're so nice and kind people :)


Gelelim atlaraaaa :) Eski şampiyonlardan toy kısraklara, siyahından beyazına her çeşit at mevcuttu fuarda. Ben de arkamdan ağlayıp üzülmesinler haksızlık olmasın diye hepsini tek tek sevdim :p 

And horsesss... :) There were lots of horses from old champions to young mares, from black to white.. And I petted all of them one by one :) 


Ve gariplikler.. Australian Fashion House.. Sanırım binici kıyafetleri içindi ama ortada kıyafet filan da yoktu :S At kafası şeklinde yapılmış özel bir tasarım görüyorsunuz sağ üstte, ne amaçla yapılmış bilemiyorum ama ilginç olmuş hoşuma gitti.. Sol alttaki Horse Gym 2000, we create champions! tabelası atlar için elektronik koşu bandı reklamı..Komik bence :)  İşte böyleee, giden gidemeyene anlatsın tadında bir postun da sonuna geldik, yorumları bekliyorum :) Nasıl buldunuz?

And weird thingss... Australian Fashion House.. I think they were selling some equestrian clothes but there were no clothes :S You see a horse head on the right side of top, it was interesting too.. And on left side, Horse Gym 2000, we create champions! It was a advertorial for treadmill for horses! It was funny :)  So, how did you find the fair? Waiting your comments! :)

23.04.2012

Tiger is Back!


Herkese süperrrr muhteşemmm haftalarrr! Bugün pazartesi ve birçoğumuz 23 Nisan sebebiyle "sendrom" yaşamıyoruz :) Başta minikler olmak üzere herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlarım! Ayrıca Ata'mıza da teşekkürü borç bilirim. Çocuk Bayramı'na sahip tek ulus olabilmek ve böylesine ince düşünceli bir liderin kurduğu Cumhuriyet'in çocukları olmak paha biçilemez... An itibariyle bu duyguları içinde bulunduğumuz duruma çok oturtamasam da, gurur duyabileceğimiz bir başlangıcımız olduğu için her zaman şanslıyız.. Keşke değerini bilebilsek.. :/

Neyse, biraz içimi döktükten sonra, gelelim ne giymişim.. Gardırobumda uzun süredir giyilmeyi bekleyen bu enfes ceket için nihayet doğru gün geldi! Bu ceketi giyip, üzerine de mont giymeyi cekete hakaret olarak algıladığımdan olsa gerek, kışın pamuklara sarıp dolabımın nadide köşelerinde sakladım :) Bu fotoğraflar tam yağmur sonrası güneş açtığı anda çekildi. Hani toprağın iştah açıcı bir koku yaydığı, bütün yeşillerin daha parlak ve canlı göründüğü, gökkuşağının gökyüzünden göz kırptığı ya da kırpma ihtimali olan o mucizevi anlardan :)

Guys, I wish a very happy week to you all!! Today is a official holiday in Turkey.. It's a precius gift from Mustafa Kemal Atatürk to children... We miss him every day.. Btw, let's enjoy the holiday :) I was waiting to wear this great jacket for months.. Because of I didn't want to wear a coat on it.. It will be ashame for this jacket.. It's the right time now! These photos have been taken when sun was shining after rain.. It was smelling so nice and all greens look more shiny and lively.. It was also nice to waiting for rainbow :) 

Kaplanlı ceket / Tiger jacket : Roberto Cavalli
Beyaz tişört / White tee : H&M
Jeans : Levi's Curve ID
Çanta & Babetler / Bag & Flats : Zara
Kolye & Küpeler / Necklace & Earrings : H&M
Bileklikler / Bracelets : Accessorize & H&M












Link Within

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...