16.09.2012

This Is Your Life!


Bir anlığına zamanı durdurun ve yukarıda yazan her kelimeyi içinize sindirerek tek tek okuyun. Ben her kelimeye sonuna kadar katılıyorum ve herkesin böyle bir hayata sahip olması gerektiğine inanıyorum. Eğer ne istediğinizi biliyorsanız,  -ki bu sadece "mutlu olmak" bile olabilir- ona sahip olmamak için önünüzde sizden başka hiçbir engel olamaz... Hayatınız, tamamen seçimlerinizden ibaret, bunu unutmayın ve hep gülümsemeyi, mutlu olmayı seçin, çünkü hayat gerçekten çok kısa...

STOP the time for a second and read the article above.. Read it slowly and feel the all words in it.. I'm in with the all words above and I believe that everybody deserves a life like that. If you know what you want - it can be jus being happy maybe?- there is nothing to stop you to reach that goal, except you.. Your life is total of your choices, don't forget this.. And choose to smile and be happy.. Because the life is really short...


12.09.2012

Surprise Charcoal Drawing!


Bu harika karakalem çalışması ile bana sürpriz yapan ressam Necati Derya'ya çooook teşekkür ediyorum :) Sizce de çok başarılı değil mi? :) Bu arada ressama ulaşmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Thank you so much for this wonderful charcoal drawing to the great artist, Necati Derya! :) Isn't it so successful? If you want to reach him, just click here.


10.09.2012

Grinzing Meyhaneleri / Schnitzel at Vienna


Viyana'nın meşhur şinitzelini yemek için ilk tercihimiz, oranın en lüks semtlerinden biri olan Grinzing oldu. Grinzing'de ev yapımı şarap servisi eşliğinde leziz şinitzellerini satan küçük ve sevimli restoranlardan bolca görmek mümkün. Biz de turla birlikte en tatlılarından bir taneye geçtik ve lezzet şölenine kendimizi teslim ettik :) Fotoğraflarla birlikte anlatmaya devam...

Our first stop to eat Schnitzel in Vienna was Grinzing! It was a small and luxury village in Vienna and we went to a nice and warm restaurant to eat with our tour.. The schnitzel was he best I've tried ever! :) So soft so thin and so yummy!! :) I also loved the soup too! Btw, if there is someone who wonders, my short is from Topshop and my shirt is Stradivarius.. And finally, after dinner we were going to a pub to see nightlife of Vienna, and I saw a writing on a wall! It was "ZUMRABEN" It means "I'M ZUMRA" in Turkish :) The wall said my name :)) You can see the photo with that wall below! I know that Vienna is my town, it''s calling me again! ;) Enjoy with the photos, kiss!!




Önce leziz bir sebze çorbası geldi.. Böyle şeffaf suyun içerisinde yüzen sebzeler bizim pek aşina olmadığımız bir görünüm ancak lezzet yönünden beş yıldız veriyorum :) Ben ki hiç sebze çorbası sevmem, bayıldım :)



Üzerimdeki şortu Atlas Pasajı'ndan çok uygun bir fiyata almıştım ve düğmelerindeMojo yazıyordu, etiketi de yoktu.. Ben de tatilde giyerim işte ne güzel diye düşünüp almıştım, ancak Prag'daki Topshop'ta bire bir aynısını 149 TL gibi bir fiyata görünce şaşkınlık ve sevinci bir arada yaşadım :p Gömleğim ise Stradivarius, sandaletlerim de Bambi'nin eski sezonundan..


Veee yanında salatasıyla, içimi enfes şaraplarıyla nefis şinitzel!! :) Öncelikle benim alkolle pek aram yoktur, her çeşidine bahanem hazır! Mesela kırmızı şarap çok acıdır, ekşidir, içemem, sevmem.. Ancak bu şarapların içimi o kadar kolaydı ve o kadar lezzetliydiler ki :) Şinitzele gelince, bu şinitzelse benim daha önce yediklerim başka bir şeymiş.. Nasıl bu kadar yumuşak, ince ve lezzetli yapabiliyorlar, anlamış değilim.. Salata da güzeldi :)




Şinitzele zoom! :p



Tatlı ise elmalı turtaydı.. Güzeldi ama muhteşem değildi, kullandığı marmelattan dolayı olabilir, bana biraz ağır geldi.


Gelelim sürprize! :) Aslında bu sizden çok bana sürpriz oldu. Grinzing Meyhaneleri'nden çıktıktan sonra Viyana'nın gece hayatını görmek için bir bara uğrayalım dedik ve yolda giderken duvardaki yazı dikkatimi çekti! "ZUMRABEN" :))) Bu kadar tesadüf olabilir mi! "Memnun oldum VIYANABEN" diyorum! :) Hemen fotoğraf çektirdim tabii.. Ben demiştim, Viyana benim şehrim :)

8.09.2012

Viyana - Day 1


Budapeşte'den ayrılıp Viyana'ya doğru yol alırken Slovakya'nın sevimli başkenti Bratislava'ya uğradığımızı bu postta anlatmıştım. Orada geçirdiğimiz şeker tadında birkaç saatin ardından Viyana sınırında meşhur Hundertwasser evlerini görmek için kısa bir mola verdik. Bu evlerin özelliği tasarımlarında hiçbir düz öğeye yer verilmemiş olması ve resimlerde de görüldüğü gibi dış yüzeyinin rengarenk olmasıymış. Tasarımı yapan sanatçı Friedensreich Hundertwasser, 1985 yılında bu apartmanların tasarımı için düzenlenen bir yarışmaya katılıyor ve projesi ön elemeyi bile geçemiyor. Bunun ardından belediye başkanının bulunduğu bir meydanda poposunu açıyor ve "Şimdi çekebildim mi dikkatinizi?!" diyor :) Ve gerçekten amacına ulaşıyor... :) Fotoğraflarla devam edelim... :)

After the Bratislava trip (here), we stopped to see Hundertwasser houses in Wien.. They were like a fairytale or a cartoon :) The architecture of them is Friedensreich Hundertwasser. Friedensreich Hundertwasser started out as a painter. Since the early 1950s, however, he increasingly became focused on architecture, writing and reading in public manifestos and controversial essays (e.g. 1958 a ‘Mouldiness Manifesto.’ advocating natural forms of decay) In 1972, he had his first architectural models made for the TV-show ‘Wünsch dir was', in order to demonstrate his ideas on forested roofs, "tree tenants" and the "window right" of every tenant to embellish the facade around his windows. In these models Hundertwasser also developed new architectural shapes, such as the "eye-slit" house and the "high-rise meadow house. Btw, it was very great place but I was so tired. Finally we went to hotel (Trend Hotel Savoyen) and it was so cool :) But after 15 min. at hotel we were at Vienna central and had a look there.. But we had just 2 hours there and we went back to hotel to prepare Grinzing Night to eat delicious Vienna Schnitzels :) I'll tell them in the next post! Kissess!! :)


Bratislava'da bulunan Ftv'nin Fashioncafé & Bar & Lounge binasını önceki postta göstermeyi unutmuştum, onu da buraya ekledim :) Keşke Türkiye'de de olsa!


Gördüğünüz gibi Avusturyalı sanatçı Hundertwasser tarafından tasarlanan mahallede yollar, hatta köprüler bile eğri büğrü.. Bir tane düz detay yok cidden :) Her yer çizgifilmlerden fırlamış gibi :) Bu arada bu binaların içinde hala insanlar yaşıyor ve yumuşak malzemeden yapıldığı için sürekli bir restorasyon halinde.. En çok turist çeken mekanlardan olduğunu da söylemeden geçmeyelim.. 


Bu da binanın yan cepheden görünüşü.. Sevimli havuzuyla, rengarenk balkonlarıyla, yersiz ve sevimli desenleriyle çok çok tatlı :) Çok isterdim böyle bir apartmanda yaşamayı doğrusu..


Turistlere yönelik olarak buraların mimarilerini içeren renkli takvimler ajandalar deli gibi satılıyor :) Hatta takvimin üzerindeki fotoğrafa dikkat ederseniz, binanın teras kısmında da çok ilginç bir detay fark edeceksiniz. 250 adet ağaçla yeşillendirilen teraslar büyük bir bahçeyi andırıyor.. 


Bu kadar çok turist çeken bir mahallenin hediyelik eşyalar satan bir çarşısı olmazsa olmaz :) Burada ilginç mermer toplar, Viyana motifleri içeren kupalar, çeşitli anahtarlıklar, cam küpler, mozaikler vs. bulmak mümkün :)


Üst kattan soldaki iki fincanı hediye olarak alıp yanımda getirdim :)



Geldik bir diğer bombaya :) Bahsettiğim çarşı Hundertwasser evlerinin tam karşısında yer alıyor ve çarşının tuvaleti de Hundertwasser tarafından tasarlanmış ve "Toilet of Modern Art Vienna" olarak adlandırılmış :) Kapılardaki renklere, sanata dikkat :)


Aynı detaylar tuvalet aynalarında da kullanılmış. Dikkat ederseniz duvardaki mermerlerin dizilişi bile düz değil :)


Avusturya'da en çok dikkatimi çeken detaylardan biri de yukarıda gördüğünüz çanta ve üzerindeki baskıydı. "No Kangaroos in Austria" :) İsim benzerliğinden dolayı Avustralya ile çokça karıştırıldığından olsa gerek, herkes Avusturya'yı kanguru cenneti sanıyormuş :) Bu imajı yok etmek için de şapkasından, çantasına, şemsiyesinden kitabına her yere basmışlar bunu :) Bence oldukça esprili ve imalı :)


Mozaikten yapılmış çeşitli hayvan bibloları oldukça sevimliydi :)


Bratislava'dan sonra otele uğramadan Hundertwasser evlerine geldiğimiz için üzerimde aynı giysiler var :) Burası da tuvalete inen merdivenler.. :) Onlar da yamuk yumuk ve sevimli :)


Veeee nihayet otel odası!! :) Viyana'da konakladığımız Trend Hotel Savoyen 4 yıldız kategorisinde olmasına rağmen kaldığımız en güzel en lüks oteldi. Ayrıca Viyana'nın merkezine de çok yakındı, taksiyle 5 Euro'ya gidebiliyorsunuz.. Bir daha Viyana'ya gidersem diye notumu aldım hemen :) Neyse, otelde toplam 15 dk.'mız vardı ve ne bulduysam o yorgunlukla üzerime geçirip hemen Viyana'nın merkezine fırladım...


Viyana denince akla kuşkusuz ilk olarak klasik müzik ve sanat geliyor.. Dünyada sanata bu kadar değer verilen, her şeyin bu kadar ince ince işlendiği, ruhu okşayan başka bir şehir daha zor bulunurmuş. Opera binaları, tiyatro ve sinema binaları, saraylar vs. o kadar göz kamaştırıcıydı ki, hayran kaldımmm!


Opera binalarının girişlerinde Mozart kılığında elemanlar opera bileti satıyorlar. Hem de aynı bizde ki "İngilizce kursuna gitmek ister misiniz?" taktiğiyle.. :) En son bir tanesi kuzenimle beni kolumuzdan çevirip, "Kızlar akşam birlikte operaya gidelim mi?" dedi.. Tam "Yok, teşekkürler ama sizinle bir fotoğraf çektirebiliriz" derken, "Bir fotoğraf = İki öpücük" cevabını aldık. "Heheh güzel şakaydı, haydi şimdi çekilelim" derken, bunun bir şaka olmadığını net olarak anlayınca tabanları yağladık :)))


En sanatsal Starbucks seçiyorum! :) Burası Viyana'nın en meşhur caddelerinden birinin girişi.. Ben diyeyim Taksim İstiklal Caddesi, siz deyin Nişantaşı.. Tam ikisinin arasında ama inanılmaz nezih, elit bir yer.. Gerçi bu söylediklerim bütün Viyana için geçerli.


Viyana'yı bu gün içerisinde çok fazla gezme şansımız olmadı çünkü 2 saat içerisinde tekrar otelde olup Grinzing Meyhaneleri turu için hazırlanmak zorundaydık :) Gördüğünüz üzere bu tarz turlarda 5 dk. boş vaktiniz varsa şanslısınız demektir, sürekli koşuşturmaca.. Her saniye kıymetli :)


Dünyadaki en meşhur Swarovski mağazaları Viyana ve Prag'da.. Yukarıda gördüğünüz Swarovski kristali de kocaman ve göz alıcı bir parçaydı ve mağazanın giriş kısmında sergilenerek "Waooowww"ları topluyordu :)


Swarovski mağazasından selamlıyorum sizi :) Bu postta çok fazla yokum çünkü günün en bitik zamanını yaşıyorum tahmin edebileceğiniz gibi :) Ancak buradan sonra gittiğimiz Grinzing Meyhaneleri turu bir sonraki post olarak blogda yayınlanacak ve oradan size bol bol gülümseyeceğim :)


Bu gördüğünüz insanların bir çoğu turist.. Çünkü Viyana'nın yerlileri o kadar şık ve lüks giyiniyorlar ki, hepsine arkanızı dönüp bir kez daha bakma isteği duyuyorsunuz :) Ve o kadar güzeller ki... :) Neyse, yukarıda gördüğünüz yaya yolunda trafik lambasının bulunmadığını, çünkü adı üstünde burası yaya yolu olduğu için yolda insan yürüyünce arabaların kendiliğinden durduğunu hatırlatırım :) Grinzing Meyhaneleri'nde ev yapımı şaraplar ve nefis Viyana Şinitzeli ile birlikte görüşmek üzere sevgiler!! :)

2.09.2012

Bratislava!


Budapeşte'den Viyana'ya geçerken ekstra gezilerimizden biri olan Bratislava Turu'na da katılma şansı buldum. Bratislava, Slovakya'nın başkenti ve en büyük şehri.. Ayrıca ilginç bir detay daha, "brat" kökü kardeşlik anlamına geldiğinden; Bratislava, Slav Kardeşliği anlamına geliyor. Gördüğüm en sevimli en şirin yerlerden biriydi, eğer fırsatınız olursa mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Bu turda Yahudi Soykırım Anıtı'nı, Barlar Sokağı'nı, Maria Theresa Yürüyüş Yolu'nu, Mozart'ın 6 yaşında, F. Liszt'in de 9 yaşında ilk konserini verdiği saray binalarını, şehir meydanlarını, Opera Binası'nı ve daha nicesini görme fırsatı bulabilirsiniz. Anlatmaya fotoğraflarla devam ediyorum :)

While we were going to Wien from Budapest we had an extra tour at Slovakia.. It was great to see a new country and a new capital city! Bratislava! It's also biggest city of Slovakia. It was one of the cutest cities I've ever seen.. If you have time, you should join this tour and visit there! All architecture was so pretty and colourful.. Here the photos I've taken in this trip. I wrote something about photos below but they're just in Turkish, sorru for that :/ If you want to read them too, you can use the google translate tool at the right side of the blog. I hope you'll like the photos! Waiting your comments! Kisses! :)


Yukarıda görmüş olduğunuz devasa bina aslında eski bir sinagogun maketi, içerisinde de konuyla ilgili tarihi bir film oynatan ufak bir sinema bulunuyor. Gördüğüm en canlı maketlerden biri :)


Bratislava'nın geçmişinde Slovakların yanı sıra, Almanlar, Macarlar, Avusturyalılar, Çekler ve Yahudiler de güçlü izler bırakmış ve bu kozmopolit kültürün etkilerini şehirde hala hisseetmek mümkün. Tarihi yapıları, dokuları çok hoş... Yukarıda görmüş olduğunuz binanın alt katı çok eski ve artık kullanılmayan bir eczane, farkındaysanız eczane kelimesi tam 6 farklı dilde yazıyor :)


Viyana'ya henüz 50 km. uzakta olsak da temiz ve lezzetli çeşme sularına yaklaşmış bulunuyoruz :) Düğme'ye basın ve minik oluklardan fışkıran suları için :) Ayrıca şehir meydanında herkese ücretsiz su servisi yapan bir stand vardı, harikaydı :)


Mozart'ın ilk konserini verdiği saray binası.. Mozart'ın ne kadar çapkın ve eğlence düşkünü olduğunu biliyorsunuzdur. İlk konserini verdikten sonra, konser biter bitmez, kendisini, izleyiciler arasında yer alan kraliçe Maria Theresa'nın kucağına atmış :) Böylece keşfedilerek kraliçenin himayesine alınan dehanın yolu iyice açılmış.. Her ne kadar bakımsızlıktan ölmüş olsa da, saraya bu şekilde kapak atmış :) Neyse, bu bambaşka bir hikaye.. Ama vaktiniz olursa Wolfgang Amadeus Mozart isimli belgesel filmi izlemenizi tavsiye ederim, gerçekten çok keyifli :)


Maria Theresa yürüyüş yolunda yaklaşık 10 adımda bir kraliyet simgeleri bulunuyordu. Lunapark Queen adına yakışır şekilde kraliyet yolunu buldu yani :p Lunaparkta olmasa da Bratislava'da :)


Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf ilk bakışta anlamsız gelmiş olabilir, ancak dikkatli bakarsanız kartonpiyerin içine saplanmış bir top güllesi göreceksiniz. Bu top, Hitler zamanında şehir yerle bir edilirken atılmış ve mesafe iyi kestirelemediğinden orada takılıp kalmış.. Halk da bu günleri unutmamak ve unutturmamak adına binayı bu şekilde restore etmeyi tercih etmiş..


İşte burası şehrin sıfırıncı kilometresi... Bütün uzaklıklar buraya göre hesaplanıyor. Hatta ayağımın yanındaki minik yazılara dikkatli bakarsanız İstanbul'a 1.231 km. uzakta olduğumu görebilirsiniz :) Merak edenler için.. İstanbul'un sıfırıncı kilometresi ise Sultanahmet Meydanı'nda pek dikkat çekmeyen ince uzun bir taşın yanında bulunuyor :)


Bratislava'ya boşuna şirin ve sevimli demedim, çatıların güzelliğine bakın.. Hansel ve Gretel masalının içinde gibi hissettim kendimi, bu da şeker ev :)


Eskiden Bratislava'da bir kanalizasyon çalışması varmış ve bu çalışma boyunca yer altında çalışan işçiler, yorulup sıkıldıklarında kafalarını dışarı çıkartır, dışarıyı izlerlermiş. Hatta bir tanesi sürekli geçen kadınların eteklerinin altına bakmaya çalışır ıslık çalarmış :) Yukarıda gördüğünüz sokak sanatçısı da bu durumun canlandırması :) Evet ıslık çalıyor, göz kırpıyor ve bacaklarınıza bakıyor :))


Yukarıda bahsettiğim durum baya meşhur bir espiri haline gelmiş olsa gerek, işte o işçinin heykeli ve yanındaki "Man at Work" tabelası :)



Avrupa'daki sokak sanatçılarına hayranım zaten ama Bratislava'dakiler ayrı bir güzeldi :)








Bir hediyelik eşya mağazasının önüne konulmuş bu kırmızı bank ve üzerindeki kuklalar gördüğüm en şeker şeylerden biri! :) Onlarla fotoğraf çektirmeden ayrılmam mümkün değildi ve ne kadar renkli bir kare ortaya çıktı, çok sevdim :) Bu kuklalar bence karı-koca.. Kadın biraz çok konuşan ve saf cinsten.. Adam ise kaytan bıyıklı ve kötü ceketli.. Sanırım biraz kıro.. :)) Ama kadına göre daha akıllı bakıyor, o kesin! :))


Dağcan, kuzenim ve sevimli karı-koca ile mutlu aile tablomuz! :)


Şehrin meydanına bu heykeli ne amaçla koymuşlar bilemedik ama herkes gibi fotoğraf çektirmeden de edemedik :))


Aşağıdaki fotoğraf yorgunluktan ölmüş bitmiş perişan halim :) Pembe elbiseli, pembe sırt çantalı ve pembe bavullu kızın maceraları devam edecek :) Takipte kalmaya devam, daha çok hikaye var!! Sevgiler.. ;)

Link Within

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...